
Değişim, dönüşümle gelir.
Ve Dönüşüm, Ateştir. 🔥
Bir simya çalışması misali, ateşin saflaştırıcı doğasından destekle, artık hizmet etmeyen safsızlıkların yakılır ve arındırılırsın.
Bu ateş, kimi zaman Mars/Plüto’nun (duygusal ateş), kimi zaman Güneş’indir (ilahi/ruhsal ateş).
Mars/Plüto’nun ateşinde, sınavlardan geçersin, mücadele ve duygusal zorluk ile yanarsın ve içindeki safsızlıkların farkına vararak saflaşırsın.
Güneş’in ateşi bir seçimdir, onu bilinçli bir şekilde seçtiğinde, kendini ruhunun yüksek veçhesi olan ilahi ateşe atarsın ve Olma halinin, İlahi Sevginin sıcaklığıyla, hakikatin ışığıyla pişersin.
Mars’/Plüto’nun ateşinde yanmak kimi zaman senin ruhundan da bir şeyler götürebilir; duyguların zorluğuyla inat edilmiş, artık hizmet etmemesine rağmen bırakmakta direnilmiş şeyleri bırakmak, ne kadar seni saflaştırmış olsa da varlığını büyük oranda yorabilir.
Mars/Plüto’nun ateşi, hiddetli ve sarsıcıdır. Hayatında sert dönüşümler yaşamanın ardında olan kuvvettir. Onun kuvvetine karşı durmak travmatiktir ve dolayısıyla birçok duygusal yaranın sebebidir.
Burada Mars/Plüto, insanın içinde bir yerlerde, derinlerde bulunan öfkenin, sabırsızlığın, yaşama güvenmeyip korkuyla savaşan/mücadele eden ilkel savaş/kaç duygusunun temsilcisidir. Bir insan içindeki yapıcı cesareti/gücü kuşanabiliyorsa, Mars/Plüto bu gücün ve kudretin bilgisine eriştiği kaynağın temsilcisi olur.
Ve Mars/Plüto kapısından aydınlık bir şekilde geçtiği oranda insan, Güneş’in ilahi ateşinde pişerek yoğurulur.
Mars/Plüto karmalarını bırakmak büyük oranda şefkate ihtiyaç duyar;
Ancak büyük bir şefkat, bir ejderhayı uysallaştırabilir.
💜 Öyle bir şefkat ki, içinde korku taşımayacak…
💜 Öyle bir şefkat ki, “canavar”ın ardındaki tanrısal özü bulup ortaya çıkaracak…
💜 Öyle bir şefkat ki, onun gözlerinde kendi acısını, tüm varoluşun acısını bulup büyük bir anlayış duyacak…
💜 Öyle bir şefkat ki, sadece Olmasıyla tüm duygusal fırtınaları yatıştıracak…
Böyle bir şefkat zaman ister. Ve zaman, bir ruha verilmiş olan bereketli bir kaynağa benzer.
O sonsuzdur.
Ve sonsuzluk içinde bu yolculuğa çıkan ruh, her yeni bir yaşamda yeni bir şefkati keşfeder.
Önemli olan, halihazırda beraberinde getirdiği şefkat bilgisini onurlandırması ve ona inanmasıdır.
Henüz etrafındaki tüm ruhlar kendisi gibi şefkati tanımıyor ve kendi içindeki şefkati kuşanmak için cesaret alanı bulamıyor olsa da.
O, kainatın ona göstermeye çalıştığı yaşamın şefkatli veçhesine izin verdikçe, dış dünyanın koşullanmalarından özgürleştikçe ilerleyecektir.
Şefkati tanıdıkça, Güneş’i tanırsın.
Güneş’i tanıdıkça ise kendini.
Öz-şefkatte derinleştikçe, yaşama ilgin derinleşir…
Ve kalbin sınırları, gittikçe genleşir… özgürleşir….
Işık olsun. ✨️