“Ben” olmak; ilişkide dengeyi bulmak

İnsanlığın ortak hikayesidir farklı hissetmek.

Bu farklılık, bir o kadar varoluş karşısında sağlam ve bağımsız bir kimlik edinmekle ilgili olduğu için önemlidir ama bir o kadar da bizi diğerlerinden ayrı kıldığı için yalnızlaştırır. Bu nedenle de hem farklı olmanın deneyimine çekilirken bir taraftan da yalnızlığı gidermek için bir benzerimizi arar dururuz.

Yaşamdaki her adımımız, benzerimize yaklaşmak hatırınadır. Bunu ilk olarak kendimize yaklaşarak yapmayı öğreniriz. Önce bu Ben dediğimiz şeyin ne olduğunu anlamaya çalışırız. Bu Ben dediğimiz ve diğerlerine ne görünüş, ne ses, ne düşünce, ne davranış olarak benzeyen bu varlık, kendini buradaki varlığıyla bütün kılmak için yolculuktadır.

Hiçbir varlığın bir diğerinin asla aynısı olmadığını fark etmek, yaşamda kırılma noktası yaratan en güçlü açılımdır.

Önce Ben vardır ve buradan yola çıkarak sonra Sen’i keşfederiz. Bu Sen keşfi, ilk bakışta yalnızca Ben dediğimiz şeyin bakış açısından görünür olur. Biz neysek, başkasını da öyleymiş gibi izleriz. Çünkü bir şekilde birbirimizle bağdaştırmak isteriz.

Yine de hiç kimse aynı değildir, ne kadar öyleymiş gibi davransa bile.
Ne kadar toplumda benzer ilgi alanları inşa edilmiş olsa bile. Bunlar sadece görünüştedir.
Sırf benzeşebilmek için, ortak bir alan bulmak istemenin eseridir.

Ancak ne kadar uğraşırsak uğraşalım asla aynı değiliz.
Ve bunu fark etmek başlarda yalnızlaştırabilir ama aslında en özgürleştirici hakikat budur.

Çünkü bu sayede, kendi özgünlüğümüzü yüzde yüz benimseyebilir ve fikirler içinde kaybolmaktan kurtulabiliriz.

Nihayetinde, sadece kendimiz olduğumuzda bu varoluş düzeyinde yerimizi bulabilir ve puzzle’ın bize düşen kısmını tamamlayabiliriz.

Kendimizin diğerleriyle aynı olmadığını, dolayısıyla aynılaşmak zorunda olmadığını bilmek ve bu özgünlükle kendini ifade etmek en büyük açılımdır.

Bu sayede yeryüzü daha güvenli hissettirebilir. Çünkü birini diğerine benzetmeye çalışmamak, tüm dirençleri yerle bir edebilir.

Ve direncin ortadan kalkması, tüm şiddetin, kızgınlığın da ortadan kalması demektir.
Ancak kendin gibi olmayana direnmediğinde içindeki kızgınlıktan özgürleşebilirsin.
Ancak hayatın olduğu gibi olmasına izin verdiğinde gerçekten kendin olabilirsin.

Tüm savaşlar, aynılık davasından ortaya çıkmıştır.
İnsan sevdiğini kendisine benzetmeye çalışırsa, olduğu gibi olmasına kabulde olmazsa gerçekten sever mi?

Biz ancak birinin diğerinden farklı olduğunun bilinciyle sevdiğimizde ve onun kendi olmasına kabule geçtiğimizde sevdiğimizi söyleyebiliriz.

Farklılıkları ortadan kaldırmayı amaçlamak, gerçekte kişinin -karşısındakini kendine benzeterek- kendini sevmek istemesidir.

Dolayısıyla birini sevmeye odaklanmadan önce varlığın kendini sevmesi şarttır yoksa dışarıda sadece kendini arayacaktır. Tabi başkasında kendini asla bulamadığı için -sadece kendini sevdiği için- gerçek koşulsuz sevgiyi tadamayacaktır. Yine de devamlı kendini başkasına yansıtarak kendini sevmeyi aramak varoluş sürecine hizmet etmektedir ve iki uçlu şekilde deneyimlenmektedir:

1. yüksek -ışık- veçhelerini yansıtmak.
2. düşük -gölge- veçhelerini yansıtmak.

Kişi kendi ışık veçhelerini başkasında takdir ettikçe, kendisini takdir edebilecek yetkinliği geliştirebilir.

Gölge veçhelerine başkası aracılığıyla maruz kaldıkça, kendinde görmek istemediği yönleri başkasında gördüğü için kurban gibi hissedebilir.

Oysa birinin sana yansıttığı -ve senin hissettiğin- tek şey, her şeyden çok kendi gölgendir.
Her halükarda, bu şekilde veçhelerimizin bize yansıtılması sayesinde ilişkilerimiz bize bizi anlatır ve kendimizi keşfetmemizi kolaylaştırır.

Ancak, eğer tüm hikayeyi deneyimlerken bu yansıma gerçeğini gözetemeden içinden geçersek, yüksek veçhelerimizi görmek konusunda dışarıya bağımlı olabilir ve gölge veçhelerimizi dış etmenler olarak gördükçe de kurban gibi hissederek hayatın olanaklarından kaçabilir, direncimizi artırabiliriz.

İşte tüm bunlar, hayattaki gücümüzü dışarıya kaptırmamızın öncelikli nedenleridir.
Dışarıda bağımlı olduğumuz veya kaçtığımız ne varsa halihazırda kendi içimizdedir.
Bununla yüzleşmedikçe, gerçek gücümüzü kendimize teslim edemeyiz.
İşte bu yüzden Kendini Sevmek, tek çaredir.

Kendini seven, başkasını gerçekten sever.

Işık olsun. ✨️

Please follow and like us:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Email ile Takipte Kalın
Instagram
WhatsApp
error: Content is protected !!
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close