
Tüm insanlığın sınavını açıklayacak bir kelime olsaydı, bu muhtemelen bağımlılık olurdu.
Çünkü daima hepimiz bir şeyleri edinmeye, toplamaya çabalıyoruz. Ve genellikle, bir şeyleri elde etmeyi zorlaştıran ve daha sonra onları yitirmemize neden olan şey, o şeylerin bizi tanımladığı fikrine fazlasıyla bağlanmamız oluyor.
Elde etmek, daima gelişmek, meyvelerini toplamak… bunların olması yolculuğumuza yardımcı olmak için var ve şüphesiz tadını çıkarabilmek, anın kıymetini bilebilmek gerek.
Ama şayet topladığımız meyvelere fazlasıyla bağlanır, onların maksadının bizi beslemek, büyütmek olduğunu unutur ve tüketmezsek, onları sadece kendimizi tanımlamak için biriktirir ve hakiki maksadına kalbimizi genişletmezsek, elimizde tuttuğumuz meyvelerin çürüyüp gitmesinden korkar dururuz ki bu nihayetinde gerçekten tüketilmeyen -bilgisine uyumlanılmayan- her meyvenin kaderi olabilir.
Hatırlamamız gereken şey, meyvenin o anda tüketilmek için var olduğudur.
Her şeyin hep aynı kalmasını beklemek, tek bir gerçekliğe fazlasıyla bağımlılık geliştirmenin bir ürünüdür. Oysa her şeyin kendine has bir hizmet süresi vardır.
Ve bizi geliştiren, bize öğreten esas şey, bu hizmetini fark ettiğimiz şeylerin o anda kıymetini bilerek, bize ne verildiğini idrak ederek bir şeyler yapmaktır.
Ne kadar tutunmaya çalışırsak çalışalım, bize verilenler daima değişir.
Her seferinde, daha üst versiyonumuza çıkmamız için farklı şeyler tutturulur elimize.
Tıpkı büyüdükçe oyuncakları değişen bir çocuk gibi.
Belki artık farklı şeylerin büyüsüne kapılırız. Elimize bir zamanlar şeker tutturulduğunda ona kapılmamız gibi, bize şimdi daha önemli, büyük görülen şeylerden haz alırız. Aslında her şey bir bakış açısından ibarettir. Bizim için büyük ya da küçük değerde olan şey, ilahi planda eşit değerdedir.
Zira her şeyin misyonu bir bakıma aynıdır. Bize verilen her şey, o an bize hizmet ettiği için vardır. Biz ne kadar farklı paha biçsek bile, bize verebilecek bir şeyi olan her şey, andaki puzzleın tamamlanması için gereken biricik parçalardır. Ancak tüm parçaların doğru hizalanmasıyla, anın gerçek kalitesi kendini ifşa edebilir…
İşte bu şekilde, hayatımızdaki her şeyi vazifeliler olarak görmeye başladığımızda, bir şeylerin değişmeye başladığını sezebiliriz. İçinde bulunduğumuz atmosfer değişir. Bakışımız, duruşumuz, duyuşumuz değişir. Artık şeyleri benliğimizin bir parçası olarak değil ama hayatın o anının kıymetli bir parçası olarak idrak edebiliriz. Ve böylelikle, anın değerini bilebiliriz. Sevdiğimiz şeye tutunmak yerine, o şeydeki büyüleyici hikmetiyle gözlerimizi kamaştırarak bize ışığını ulaştırmasına, hizmetini tamamlamasına izin verebiliriz.
Bu yeni yılda, bize verilen o kıymetli, her biri ayrı ayrı göz kamaştırıcı parçaların vazifelerine kolaylıkla uyumlanabilmemiz ve vazifesi bitenleri de şefkat ve kalp berraklığıyla bırakabildiğimiz için neler mümkün?
Işık olsun. ✨️