Kutsal Erili Hatırlamak

Güç, insanın ve toplumun tekamül yolunda değişikliğe uğraması gibi her yeni bilinç katmanında değişen bir idrak alanıdır.

O, tek ve sabit bir tanım olmanın ötesinde yaşamın kalitesi ile daima zenginleşendir.

200 bilincinin altında olup, henüz Kundalini yükselişini gerçekleştirmemiş insan için güç tanımı, kendini bir başkası üzerinde zorla etkin kılmak üstüne çabayı içerirken; 200 bilincinin üzerinde, gitgide Kundalini enerjisinin üst çakralarda merkezlenmesini deneyimleyen insan için güç tanımı, kendi ışığını ifade etmeyi ve başkaları üstünde güç kullanmaktan özgürleşmeyi içerir.

Günümüzdeki birçok sorun, gücün sağlıklı ifade edilmemesinden doğan travmalardan beslenmektedir.

Astrolojik olarak Mars, bizim güç bilincini nasıl ifade ettiğimizi ve gücü nerede öğrenebileceğimizi gösterir.
Yaptığı geçişler esnasında, gücün tanımına dair idrak alanımızı genişleten deneyimlere alan tutar.

Mars, klasik astrolojide kötü olarak belirtilmiştir, çünkü böyle tanımlandığı bilincin karanlık çağında, insanların bilincindeki gücün gölge yönünü daha çok ortaya çıkarmıştır. Oysa bu Mars’ın kötücül olduğunu göstermez, yalnızca karanlık tarafları ile insanları yüzleştirerek onların bir sonraki aşamayı teslim alması için motive ettiğini gösterir.

Nitekim Mars, kötü gün dostudur ve nerede karanlık tarafa çekildiğimizi göstererek, bizi daha yüksek tarafa çeken ilahi kolaylaştırıcıdır.

Mars’ın öğretisine kulak verdikçe, varlığımızdaki eril nitelikleri nasıl daha iyi, yapıcı, etkili kullanabileceğimizi keşfederiz.

Mars inisiyasyonunu bazı travmatik/karmik nedenlerden ötürü henüz ilerletememiş, Eril doğası zayıf bireyler, her şeyden önce hayatta kendini güvende hissetmeye dair sınavlardan geçerler. Ya buna maruz kalır, ya da buna karşı aşırı hassasiyete sahip olarak karşı savaş açarlar.

Yani merkezlenememiş Mars/Eril enerji ya dış bir sebep ile kişiye gerisin geri döner ya da bu sıkışmış yoğun enerji dışarıda düşman görülerek savaşılır. İki türlü de enerji sağlıksızdır ve içeride/dışarıda kaos yaratır.

Genellikle daha dişil niteliği ağır basanlar, kurban rolüne bürünürken; Eril niteliği ağır basanlar savaşçı rolüne bürünür.

Oysa ikisi de aynı enerjiye cevap verir. İkisi de, ifade bulmak isteyen -ama yerine getirilemeyen- Mars misyonunun sıkışmasıyla ortaya çıkmış öfkenin neticesidir.

Dolayısıyla, Mars karması taşıyan ruh, anlaşılmak istediği için diğer polaritesini yansıtan -enerjiyi tamamlayan- kişiye çekilmişti. Böylece kurban ve savaşçı birbirini bulmuştur.

Mars karması belki de bırakılması en zorlayıcı olandır çünkü doğrudan varlığın güvenliğini, kimliğini, yaşamsal gücünü gözetmesi ile ilişkilidir. Ve bu insanın en temel ihtiyacı olduğu için, çoğu korku ve travma bu temelin zarar görmesine yönelik doğmuştur. İşte bu da, ruhların binlerce yaşam döngüsünden geçmesinin ve toplumun %80’inin hala 200 altı bilinci deneyimlemesinin sebebi olmuştur. Zira 200 üzeri itibariyle artık Mars gölgelerinin yerini daha üst titreşimdeki ifadeleri almaya başlamaktadır.

Bu karmanın çeşitli seviyelerini bırakmayı öğrendiğimiz yaşamlar/deneyimler süresince, kurban/savaşçı arketipi iki yüzüyle de deneyimlenir ve ikisini de aslında taşıdığı ruh seviyesinde idrak edilir.

Örneğin, insan bir hayat boyu kurban hikayesinin en ince ayrıntılarını deneyimlerken bir başka hayatta savaşçı hikayesini inceliğiyle yaşar. Daha sonraları ise tek hayatta farklı hikayelerde rol değiştirmeyi keşfedebilir. Ve nihayetinde, ikisinin de kendisi olduğunu anlayabilir. İkisinin de ortak mesajını kavrayarak Mars gölgesinden özgürleşebilir. -Tabi bu sürecin en kaba ifadesidir. Her seferinde öğrenilen, çözülen katmanlar her bireye özeldir ve şayet ruh isterse tek yaşamda özgürleşebilecek imkanlara sahiptir.-

Kısacası, Mars karması ne kadar çözülürse o kadar derindeki hikaye temizlenmeye başlar.
Böylelikle bir noktadan sonra insan düşmanını da sever düzeye gelebilir. En kötü insana dahi şefkat gösterebilir. Gücü, yalnızca yeryüzüne hizmet için kullanmaya motive olabilir. Öyle ki, ne düşünsel, ne duygusal ne de fiziksel olarak içinde bir başkasına karşı şiddet hissiyatı duymaz. Her varlığın kendi olma haline şefkat geliştirebilir.

İnsan, Mars’ın üst veçhelerini deneyimlerken kendi hakikatini ortaya koyma cesaretini keşfeder.
Ve başkalarına da kendi güçlerini ifade etme cesaretini aşılar.
Hem kendini hem başkalarının hakkını bilgelik, netlik ve berraklıkla gözetir.
Olur da içinde kızgınlık bulursa bunun suçunu dışarıda veya kendinde aramaz.
Yalnızca varlığındaki Hakikati arar.

Işık olsun. ✨️

Please follow and like us:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Email ile Takipte Kalın
Instagram
WhatsApp
error: Content is protected !!
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close