Gerçek Şefkati Tanıma: Bağrına basan bilinçle sevmek

Bir insan ne kadar kendinden memnunsa, o kadar şefkatlidir.

Kendinden memnun olmadığında, başkalarından da şikayetçi.

Çünkü insan, kendinde düzeltecek çok şey varken başkalarını besleme gibi üst bir niyete sahip olmakta zorlanır.

Ancak, kendini kusurlu hissetmemeye başladığında -kusurluluk olanın kusursuzluğuna vardığında-, başkalarına verici ve onların derdini önemseyici olmaya başlar.

Yüce gönüllü olur.
Merhamet sahibi olur.

Nitekim merhamet, karşıdakinin ruhunu kıymetli görme hasletidir. Merhamet duyan kişi, sevgi dolu bir şefkat duyar. Durum, kalbindeki sevgiyi ve -ihtiyaç sahibini- sevgiye çekmek için gereken iyileştirme ateşini yakar.

Acıma hali ise, sevgi barındırmak zorunda değildir. Tam tersine bu, kendinden aşağı görmekten doğar.

Tıpkı, Frodo’nun acıdığı için Gollum’u yanında tutması, iyi davranması gibi. Frodo, Gollum’u kendinden aşağı ve zavallı gördü ve daha aşağısını yaşaması ihtimalini gönlü kaldıramadı.

Sonuçta bu, onun kendi içindeki bir inancı dışavuruyordu;
“Aşağı halin yazık olduğu” inancı…
Bu inanç, kendi kalbini de titrettiği ve korkuyla sardığı, kendisine böyle davranılmasını istemeyeceği için, Gollum’u korumak istedi…

Nihayetinde, kendinden memnun olmayan insanlar, şefkat, merhamet duygularını tanımazlar.
Ama benzeyebildiği için, acıma halini şefkat olarak tanımlarlar.
Ve genellikle kendilerine olmasından korktukları şeye acıma duyarlar ve ona yardımcı olmaya çalışırlar. Ve ibret alırlar.
–> 200 bilincinin altında.

Merhamet, ibret almaya ihtiyaç duymaz.
Çünkü merhamet, her şeye yöneliktir.
Uçsuzdur.
Anlayışı sonsuzdur. İçinde büyük bir empati barındırır.
Acı çeken her varlığı kurtarma arzusunu ve mutluluk dileğini taşır.
–> 200 bilincinin üstünde yaşayanlarda bilinç yükseldikçe bu idrak artar.

Bir şefkat eyleminin gerçek, sahici olup olmadığını anlamanın en kolay yolu budur.

Gerçek şefkatin içinde sevgi vardır. O varlığı, bağrına basma isteği vardır. Besleyicilik vardır.

Sahte şefkat ise, sevgiden yoksundur…

Nasıl ki, Frodo, Gollum’u sevmedi, tam tersine ona iyi davrandıkça hem kendinden hem ondan daha çok nefret etti. En büyük korkusunu kendine yansıttığı için dehşet hissetti…

Bazen olaylar karşısında, eylemlerimiz gerçekten şefkatten mi yoksa dehşetten mi doğuyor diye sormamız gerekebiliyor.

Bu soru, deneyimlerin kalbimizi daha da olgunlaştırarak, bizi çok daha aydınlık varlıklara çevirmesi için hayati bir önem taşıyor.

İçinden geçtiğimiz bu süreçte, tam da bu alanda, kalbimizde büyük bir çatlama yaşayarak ilahi ışığın o çatlaktan içeri sızması için bizlere alan tanınıyor.

Işık olsun. ✨️

Please follow and like us:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Email ile Takipte Kalın
Instagram
WhatsApp
error: Content is protected !!
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close