Köklerini Dinlendirmek

“Dışa bakan uyur, içe bakan uyanır”. demiştir C.G.Jung.

Dışa bakmaya odaklı bir toplum, uyuyan bir toplumdur.

Dolayısıyla, içe bakmayı öğrenmemiz toplumsal ahenk için elzemdir ve bu, yalnızca kendini tanımak için gereken bir pratik olmanın ötesinde, aynı zamanda enerjiyi doğru yönetmekle de ilgilidir.

Taocu perspektif, içe dönüp bakmamızı teşvik ederken, aynı zamanda üç enerji çıkış/kaçış noktasını da iyi gözetmemiz gerektiğini söylemektedir. Bunlar, ağız, gözler ve kulaklardır.

Bu üç merkezin doğru yönetimi sayesinde, varoluşumuzu sürdürmemiz, geliştirmemiz ve bu esnada sağlıklı kalmamız kolaylaşır, zira bunu mümkün kılan Jing Chi (doğuştan bizlere verilmiş olan yaşamsal rezervimiz) kendimizi yönetebildiğimiz sürece başlı başına güçlü bir kaynaktır.

Jing rezervimizi, duruma göre yapılabilecek pratik ve alışkanlık değişimleri ile koruyabileceğimiz gibi, her an bizi büyük bir sevgiyle kuşatan kainatın yüksek bilinç titreşimleri ile de içe dönüş yoluyla besleyebiliriz. Çünkü aslında o sonsuz ilahi akış, bizi her nefesimizde beslemeye devam eder.

Ahenksizlik, genellikle aldığımızdan çok daha fazla kotamızı boşaltmaya başlayınca gerçekleşir.

Ve günümüzde o kadar çok insan kotasından harcamakta ki. Standart beslenme bile, verilen boşluğu doldurmak için yetmiyor.

İşte bu yüzden, doğru ve optimal beslenmeyi öğrenmeden önce, enerjimizi nasıl muhafaza edeceğimizi öğrenmemiz gerekiyor.

Ve bunu da basitçe, söylediklerimize, dinlediklerimize, izlediklerimize dikkat vererek yapıyoruz. Şu anda bu kanallardan neyin bize ulaşacağı üstündeki irademizi geliştirmeyi öğreniyoruz.

Hermetik öğretilerin bizlere tembihlediği gibi “dikkatin neredeyse, enerjin orada”dır.

Aslında birçok alanda ve en çok da sosyal medyada, bizlere neler söylendiği, neler gösterildiği ve bizim onlara nasıl yorumlarda bulunduğumuz tamamen özgür seçimimize bağlı. Ama biz dikkatimizin nereye gittiği konusunda yeterince bilinçli miyiz?

Belki birçoğumuz bizlere hizmet etmeyen, iyiliğimizi desteklemeyen; iyi ve kötü her tür görüntü ve kelam içinde kaybolarak, bilinçsizce çok yorucu bir akışın içine girebiliyoruz.

Sadeleşmek, kış mevsiminin bize en önemli hediyesi olduğu için, mevsimin zirve noktası olan Kova günlerinde bilhassa bu öğretiye özen göstermek, enerjimizi gözetmek çok önemli.

Merkür’ün yavaşlığını da hatırlayarak, enerji kaçağı riskini azaltmak hatırına, diğerlerine kendimizi anlatma çabasına gerektiğinden fazla girmemeyi pratik etmekte yarar vardır. Bizi halihazırda anlayan kişilerle vakit geçirmek, “ikna etmeliyim” tuzağına düşmenin önüne geçebilir ve her şeyin kalbin yoluyla, ısrar etmeden, kendiliğinden, sevgi ve açıklıkla çözülmesi için gereken güveni verebilir.

Hatırlamalıyız ki, insan doğanın bir çocuğu ve tüm sorunlar da doğaya uyum sağlamamanın bir sonucu. Aslında hepimiz mevsimin çağrısına kulak versek ve bir ağaç gibi kış mevsimini değerlendirerek yaşamsal gücümüzü köklere yöneltebilsek; köklerimizi beslemeden kendimizden sürekli genişlemeyi, meyveler vermeyi beklemenin yıkıcılığını idrak edebilsek; farkındalıkla, elimizden geldiğince, dinlenmeyi öncelik edinebilsek; birçok şey değişebilir.

Bedenimizin doğayla ahenkli olmasının, duygularımızın ve düşüncelerimizin de doğayla ahenk içinde olması olduğunu bilhassa Kış mevsiminde hatırlayalım ve yaşamsal kaynaklarımızı koruyalım. 🙏

Doğanın sükunete ve merkezlenmeye davet eden bu özel zamanlarında köklerinizi dinlendirmek için size iyi gelen şeyler neler? Yorumlarda paylaşarak bizlere ilham olabilirsiniz. ☺️

Işık olsun. ✨️

Please follow and like us:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Email ile Takipte Kalın
Instagram
WhatsApp
error: Content is protected !!
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close